İçeriğe atla
Ana sayfa/Yöntem

Önce dinlerim. Reklamı en son açarım.

Bir işi devraldığımda ilk yaptığım şey kampanya kurmak değil. Çünkü yanlış anlaşılmış bir işletmede en iyi reklam bile parayı hızlandırarak yakar.

01

Dinlemek

İşin sahibiyle konuşurum. Ne satıyor, kim alıyor, müşteri en çok neyi soruyor, en çok hangi cümlede vazgeçiyor. Bunlar panelde yazmıyor; sadece o insanın kafasında duruyor. Bir saatlik doğru konuşma, üç haftalık yanlış testten daha çok şey öğretiyor.

02

Teşhis

Sonra geçmişe bakarım: eski kampanyalar, eski içerikler, gelen mesajlar, satılan ürünler. Amaç suçlu bulmak değil. Amaç şunu bulmak — bu iş nerede tıkanıyor? Bazen tıkanan yer reklam bile değil, mesajın kendisi ya da satış anındaki cevap oluyor.

03

Tek mesaj

Sonra tek bir şey seçerim. Beş fikri birden denemek eğlenceli ama hiçbirinden net cevap alamazsınız. Bir mesaj, bir teklif, bir görsel. Kazanıp kazanmadığı belli olsun diye sade tutulur. Kazanan çıkarsa üstüne varyant açılır; kaybeden çıkarsa sebebi okunabilir olur.

04

Bütçeyi toplamak

Bütçeyi on kampanyaya dağıtmak, on tane zayıf kampanya üretir. Hiçbiri öğrenecek kadar veri toplayamaz. Bütçe toplanır, tek yere yığılır, sistem öğrenene kadar rahat bırakılır. Sıkıcı görünüyor. Kazandıran genelde bu.

05

Okumak ve karar vermek

Rakama bakmak kolay, rakamı okumak zor. Her kampanya kendi amacına göre okunur: bilinirlik kampanyasını satış rakamıyla yargılamak haksızlıktır. Karar günü baştan belirlenir; o gün gelmeden kampanyaya dokunulmaz. Üç günde panikleyip her şeyi değiştirmek, en sık gördüğüm hata.

Kontrol ettiğim şeye söz veririm. Ötesine vermem.

Söz veririm

Kapına doğru insanı getirmek.

İlgilenen, ne aldığını bilen, konuşmaya açık insan. Bu benim işim ve sonucunu üstlenirim. Getiremezsem bedelini konuşuruz — bunu baştan yazıya dökerim.

Benim işim
Söz vermem

Satışın kendisini.

Kapıya gelen insanı satışa çevirmek satıcının işi. Bunu garanti eden biri ya işi bilmiyor ya da yalan söylüyor. İyi pazarlama satmaz; satılacak insanı karşına getirir.

Herkesle çalışmıyorum. Bu ikimizin de lehine.

Uyar

Ürününe güvenen işletme

Reklamın işi ürünü büyütmek, kurtarmak değil. Ürünü iyi olan bir işletmede yaptığım her şey daha hızlı sonuç veriyor.

Uyar

Rakama bakmayı göze alan sahip

Kötü haberi duymak isteyen bir patronla çalışmak, her şeyin güzel olduğunu duymak isteyen bir patronla çalışmaktan çok daha verimli.

Uymaz

"Bir haftada patlasın" beklentisi

Bir sistem kurulurken ilk sinyaller günler içinde gelir ama karar birkaç hafta ister. Bu süreyi kabul etmeyen bir işte ikimiz de mutsuz oluruz.

Uymaz

Sadece "içerik atılsın" isteği

Ne için, kime, hangi sonucu bekleyerek — bunların cevabı yoksa üretilen içerik sadece dosya doldurur. Bu işi yapan başkaları var, ben değilim.

Altı ay
kilit yok.

"Reklamın oturması altı ay sürer" cümlesini duymuşsundur. Oturma süresi gerçek bir şeydir; ama uzun sözleşmeyi haklı çıkarmak için kullanılan bir bahane hâline gelmiş.

Ben sonucun ne zaman okunacağını baştan yazarım. O gün geldiğinde rakam ortadaysa devam ederiz, değilse sebebini konuşuruz. Kimseyi kâğıtla tutmam.

Müşteriyi sözleşme değil sonuç tutar.

Nerede
tıkandın?

Bir paragraf yaz yeter: ne satıyorsun, şu an ne yapıyorsun, en çok neye takıldın. Cevap veririm.

Temas